Göreçki üzerine hakkında- İlker Şaguj

I. Mahalli Bir Abuklama

Mizah/ ironi öğesinin şiirde nasıl bir anlam kayması, bozukluk ve benzeri bir işleyiş yarattığının şiirimizdeki en iyi örneklerini veren şairlerden biri de Özgür Göreçki’dir. Mizah, politik bir öğe olarak daha çok karikatürlerde kendine yer bulsa da, bir yerde şiirdeki kadar sivrilemez, kendi başına oldukça yaratıcı iken şairin duyduklarıyla daha uç bir anlam kaymasına erer ve deneysel öğelerle birlikte bu uçluğu her defasında ileri götürerek fazlalaşır. Abuklamalar, dizge kırılmaları, deformasyonlar, çağrışımlar, bozukluklar, deneysel şiirde kendine yer bulan öğeler aynı zamanda mizahı anlamının üzerine de taşır. Anlam kaymalarının yarattığı boşlukta ilerleyen şair, yarattığı kendilik içinde yeni arayışların önünü açar. Göreçki şiirinde bunu sağlayan en önemli öğeler gündelik ve abuklamadır ve aşağıdaki alıntıda geçen ironinin efendisi olmak tabirini şairin bu anlamda yarattığı kendilik olarak kabul edebiliriz:

İroni, şiirin bir noktasında değil, her yerinde vardır ve böylece şiirdeki gözle görülür ironi, ironik olarak yola koyulmuş olur. Bu şekilde ironi hem şiiri hem şairi özgürleştirir. Ancak bunu gerçekleştirebilmesi için, şairin ironinin efendisi olması şarttır. (Søren Kierkegaard, İroni Kavramı, İmge Kitabevi 2009, s. 360.)

Yazının bu bölümünde şairin ilk kitabındaki şiirleri üzerinden edindiklerim ve kitaptaki baskın öğeler üzerinde -yaptığım alıntılarla şairin ikinci kitabına da referans vererek- duracağım.

Şairin 2012’de Pan Yayıncılık tarafından yayımlanan asdasd adlı kitabının yalnızca adına bakarak kitaptan alışılmışın ötesinde şiirler okuyacağımız anlaşılır. asdasd random gülme denen harfler karışığının en ilkel hâlidir; j’lerin, f’lerin, s’lerin, k’ler ve l’lerin bir coşkuyla sıralanmasından farklı bir karışıktır. 2000’ler şiiriyle kendini gösteren deformasyon, somut ve deneysellik arayışı sonrasında birtakım şairlerin şiire taşıdığı ifadelerin sonraki şairler tarafından geliştirildiği günümüz şiiri üzerinden söz konusu edilen bir meseledir. asdasd bu anlamda bir gelişmeyi gördüğümüz önemli kitaplardan biri.

Şairin ilk kitabına bir random gülüş ifadesini ad yapması, şiirimizin giderek daha da uçlaşabildiği bir döneme denk gelse de, bir risktir. Şiire neyin girebileceği neyin giremeyeceği gibi işlevsiz bir düşünüş biçiminin hâlâ mesele olabildiği bir ortamda, şair bunu tınmaz. Göreçki, bilediği biçim ve biçimle bir kendilik yaratmayı başarmış, dikkate değer bir şair. Gündelik dili değil; fakat gündelikte kendine yer bulan ifadeleri, klişeleri, bir kısmımızca bayağı bulunan söylemleri şiire taşıyarak bunun en iyi örneklerini verir. Şiirde üzerine gittiği bozukluk dize ve sözcüklerde, anlamda olduğu gibi adlandırma ve numaralandırmada da kendini açığa vurur:

ne kadar empatiksiniz (s. 14)
kenim de vürt barkadaşlarım ar (s. 23)
şifreleme protokolü: WPA2-PSK (s. 26)
#000000 (s. 27)
8000 g (s. 46)
yürürün with lyrics (s. 70)

Kitabın ilk şiiri açıyor bir haberci, bir çığırtkandır. Kitaptaki şiirleri de ünleyen bu şiir bize diğer şiirler üzerine fikir de verir. Bir şey açılıyordur. Ergin bir çocukçalığın dürtmesiyle toplumsal bir olgu, şairin elinden tezgâha açılır:

Benim de bir oğlum olsa adını Özgür koyardım. Bu, çok mantıklı.
Oğluma, balık ve silah tutmamayı
kadınlara ve iyi davranmayı onlara yani,
bunları elbette öğretirdim. Aramızda lafı olmazdı.

kahrolsun angarya şairin sayrılı abuklamalarla kurduğu şiirlerin katışıksız bir örneği. Bir sonraki şiir vasat iyidir de benzer havayı soluduğumuz ve şairin şiiri hakkında bize fikir veren bir şiir.

ne kadar empatiksiniz yukarıda sözünü ettiğim numaralandırma meselesine dair bir bozukluğu açığa vuran ilk şiir ve Göreçki şiirindeki mizah öğesiyle berkleşen çocukçalığın, burukluğun iyi bir örneği:

3. Ey haftanın yedi günü burnun oluşu
4. Ey aynı koridorda gözgöze gelenler kısaca biz şakalaşanlar
5. Komiklikçikler
7. Chopin’den geliyor: Ev iyidir kahve de içeriz
8. ‘cuğum nasıl bölebiliriz bu yuvarlak pastayı

yeni başlayanlar için dr. siyami ersek göğüs kalp damar kitaptaki diğer şiirlere nazaran zayıf denebilir.

Deneysel ve bazı somut öğelerle şiirinde bir kendilik kuran şair, buradan yeni bir eleştirel yaklaşıma varır. Aktüel bir şiir yazdığından bu tavır birçok kılığa da bürünür, bu bürünüklük aynı kumaştan farklı renklerde pelerini omuzlamış birer Zorro havası verir şiirlere. Göreçki şiirindeki baskın öğelerden biri olan mizah, komikliğin ucunu sivrilten incelikli bir ifadeye kavuşur. Şair, eleştirel ve politik yaklaşımını bu öğeyle biçimlendirir ve bu, söz konusu ettiğim gündelikte kendine yer bulan bayağılığın şiirlerde önemli bir birim hâline gelmesini sağlar:

İroni ve daha da uçlaşırsak komiklik ögesi. Komiklik tam da ciddi ve grotesk olana karşı duran, akademik ve bilimsel bir söylem-dile karşılık gelen çözücü bir rol oynar deneysel metinde. Çağdaş eserlerdeki ortalama ironi daha da aşırılaşarak gerçeğin parodisine dönüşür. Parodi kendini karşıt bir söylem olarak kurgular. Hatta sanat eserinin tam öbeğine yerleşir. Etkinliğini de karnavalesk bir muhaliflikten alır. Komiklik, gerçekliğin ifadesinin dizgesel boşluklarına yerleşerek, o boşluklarda ölümcül kod bozuklukları büyütür. Bu kod bozulmaları da parodik anlamsal kaymalar meydana getirir. (Murat Üstübal, Dirim Kurgu, Şiirde Poliektik Akış ve Heterotopya, Ebabil Yayınları 2010, s. 113)

Kitaptaki şiirlerde yetişmekte olan bilgiç çocuğu da görürüz, bir çocukçalık ergenlik ve yetişkinlikle cebelleşir. yeni başlayanlar için dr. siyami ersek göğüs kalp damar şiirinden başlayarak kendini açığa vuran çocukçalık giderek erginleşir. Mizah ve sözünü ettiğim eleştirel yaklaşımla birlikte politik bir kendilik yaratır. inceleme: dünya şiirinde sikimin keyfi +18 bu anlamda öne atılabilecek şiirlerden.

yaprak döküntülerinde fungal suksesyon adlı şiir, Göreçki şiirindeki çocukçalığa ve mizah öğesine iyi bir örnektir, şairin şiiri hakkında yürüttüğümüz fikir giderek pekişir:

toplanmış mezarlıklara giderek alınlarına düşen yaprakları temizliyorlar. çeşitli dualar okunabilir. bu ise şöyle biter. en son kimin duası en son biterse ölüyü en çok mu o sevmektedir.

Ayrıca şiirin son bölümüne bilhassa bakılabilir. dolly kahraman koyun diğer şiirlere nazaran zayıf bir şiir, biçimde her ne kadar bir yeniliğe gidilse de şiirde sırıtan bir akış var:

Omzuna fillerin glayöl takan abim e
Boğaza karşı tutabilerek düşüncelerimi tam
nsemden.

ve

H ç!
Dolaşıyor,,, dolaşılıyor dadağlar, o büyük seee
s
Sizlikte mermer çocuklarının bir ağrıyacak
bundan böyle uzatan evet başka ücretlerini
uzatan tümden elleri –
Biri de çıkıp demiyor ki aga bu nedir?

Bir sonraki şiir olan dramşiir ise kısa ve berk bir şiir. kenim de vürt barkadaşlarım ar politik havasıyla Göreçki’nin eleştirel yaklaşımını örnekleyen bir şiir. Şairin yalnızca bu şiirinden yola çıkılarak ikinci kitabına bakıldığında mizah, çocukçalık ve inceden inceye işlediği belli belirsiz bir yas havasını çoklulaştırdığı görülür. Gündelikte kendine yer bulan bayağı sayılabilecek bir söylem bir bozuklukla kendini açığa vurur.

şifreleme protokolü: WPA2-PSK diğer şiirlere nazaran zayıf bir şiir. #000000 şiirinde Ey mavi tnel ü şairin kendiliğini iyi örnekleyen bir bozukluk:
Göldenler su içerdi leylekler grak gkar gark deyu izlerdim
Araba dört saatte bir gelirdi sen o gün yoktun –raporluydun
Sıkıntıdan bulmaca çözdüğüm de oldu: eski dilde ab ya da ma su

ve

Bölünerek çoğalmış bir amip. duygu s,girtolaı işe girmiş dediler

Göreçki şiirinde anıştırmalara yer veren bir şair, bir örnek, bir türkçe sözcüğün ilk kelimesi şiirinden:

Anla: Koliler kamyon taşır ve ben hep
Seli düşünürüm, ben boğazımı ve hep boğulmayı

Şiirin adında şair, eş anlamlı iki sözcüğü birbirinden ayrı anlamda, bize öğretilene göre, hatalı bir biçimde kullanır; fakat kelime sözlükte şu anlamdadır: Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük. Buna bakarak bir sözcüğün ilk kelimesi (sesi) olabileceğini görürüz. Şair bu fikirle mi bir şaşalatmaya gitti, bilemeyiz. Şiirdeki sobayla uğraşan çocuk ise, Göreçki’deki çocukçalık çatkısının çıtalarından biridir.

Böyle olmamalıydı bir çocuğun ateşle memnun olması

Bu dizede ise Göreçki şiirindeki burukluğun -burada sözünü ettiğim yas meselesini anabiliriz- izini görürüz. Ayrıca gündelikte kendine yer bulan bayağının iyi bir örneği de şiirin son bölümündedir.

bazı şiirler kitabın en önemli şiirlerinden biri, şöyle, Göreçki şiiri üzerine sözünü ettiğim öğelerin bir arada ve iyi örneklerinin olduğu bir şiir bu:

Bazı şiirden anlamam, At kuyruğu saçlardan da anlamam
Kredi çekme kartım yok. Bilmemne yok. Koç burcundayım.
Herkese sevdiği işi yapmasını tavsiye edem bir ada tanıdım.
O mutsuzdu, sürekli coğrafya şekillerinden bahis açıyordu.

ve

Beni bir odaya aldılar keşke sen neden yoktun ki, gülerdik. Bana,
Özgür’e dediler: Her şey yasak aslında burada, ama git, ona dokun!
Gittim ve ona dokundum hah hah hah ahh. Yanlış bir şey yaptım galiba çalışmayan

öyleyseayrılalım diğer şiirlere nazaran zayıf açılan bir şiir, sonrasında ise şairin şiiri hakkında fikir yürüttüğümüz öğelerin, bilhassa şiirin son bölümünde, iyi örneklerini görürüz:

Sonra filleri neden seviyorsun
Ben Hakkında yanılmışım kadar yürüdüm
Koskoca ülkenin, yollarına basarak ağır
Ağır.

ve

Kalk kız kalk.
Bir yerlerde doku uyuştu hissediyorum
Giderken bir pall mall al, siyah yoksa
Kangırı görülmüş zuhlet tokar sabrın
parçalamayabilirim yerinden dudaklarını.

ve de

Şimdi Beşiktaş’a varmıştır deniz
atlayıp motora bu gece
Bir arkadaşında kalacaktır.

trafo simyan şairin şiirlerindeki gündelikte kendine yer bulan ifadelere yer verdiği bir şiir. Göreçki, mahalli bir abuklamayı şiire taşır:

yani artık yediğimiz hormonlu domateslerden midir nedir bize bir şeyler oluyor. güleceğimiz yerde ağlamağa, kızacağımız yerde sevmeğe başlıyoruz. vbler de oluyor. bu tepkilerimiz karakolda ben koç burcu olduğum için polisler beni affediyor. […] böylece mithat’ı, ismet’i, ve hikmet’i hemen dışarı çıkarıyorum. çok ağlamağa başlıyorlar. ağlayacak bir şey yok derken ismet’e yumruk attım. o bana önemli değil aramızda lafı mı olur anlamında tekme uçaktan iniyoruz.

Şairde yeri olan şeylerin en incelikli örneklerine rastladığımız için kitabın en önemli şiirlerinden biri trafo simyan. Şiirdeki mahalli ve sayrılı abuklamaya şu eklenebilir: Trafonun olduğu yer mahalledeki çocukların buluşma yeridir, önemlidir, söz konusu ettiğim öğenin böylece pekiştiğini yine görürüz. Çağrışımlar, anlam kaymaları ile ilişkilenen mahalli tavır, mizah öğesini bir abuklamayla açığa vurur:

devlet estetik ameliyatla beni patrik şıvayze mi ne yapıp bundan sonra ghost diye film çekiyorlar. ama hayalet olduğum için boşa masraf.

Şiirlerdeki anıştırmalar, çağrışımlar ve anlam kaymalarıyla ilişkilenerek şairin kurduğu eleştirel, politik yaklaşımın mizah öğesine dayandırıldığı görülür. sayfa numarası sağ tarafta roma rakamı ile yazılacak Göreçki şiirindeki mahalli abuklamanın kendini açığa vurduğu bir başka önemli şiirdir. Şairin şiirinde bir kendilik yaratan bozulmaların iyi bir örneğini burada da görürüz:

biz eğer topa kafa vuranlar, tek rakibimiz kaleci ise bunun bir ehemmiyeti yoktur düşünür. sonuçta; az önce topa kafa vuran kişi olmak. topun çok hızlı gelmesi ve sert de liği.

yeni başlayanlar için yalnızca personelin girebildiği yerler, oralar akışın koptuğu ve kendilik yaratan ifadelerin olduğu bir şiir:

Bana öyle geliyor ki yakınların uzağındayız. Herkesin için bir T’nin olduğu. Bir bıçak fabrikasında (içinde).
[…]

Hiç kaosun dili olur mu? Hiç kaosun dili olsaydı kadınlar geçerdi kaşlarını almayı ve vaz da saçlarını boyatmaktan.

fundamental disco şiiri Göreçki şiirindeki mahalli abuklamanın, mizahın ve politik yaklaşımın bir arada, incelikli bir örneğini verir:

Mahcupluktan ben bir dilim daha pasta alacak gibi oluyorum ancak daha herkes yemediği için belki kalmazsa diye polislerden biri copuyla elimi kırar. Kızılcık şerbetimden bir yudum daha alırım. Doğrusu nefis bir tadı bulunur. Çocuklar bize de, bize de diye ağlaşır. Halbuki evde aynısı var içmiyorlar dışarı çıktık mı beni rezil ediyorlardır. Dövünce dövdü olur.

Bu şiirde, büyük figürüne dair şairden kendine has ifadelerle açığa vurduğu bir abuk-olağanı dinleriz.

sıfır iki yüz on iki şairin ikinci kitabında geliştirdiği bir ifade biçiminin görüldüğü şiirdir, aynı zamanda şiire taşıdığı bir başka biçimi, şıklandırmayı da. Gündelikte kendine yer bulan kullanımlar da göze gelir.

beyaz bayrak ayna akışın zayıfladığı bir şiir, kitap boyunca süregelen havayı bu şiirde solumayız.

Çocukçalığın kendini örneklediği şiirlerden biri 7 derste planet, bu şiirde de şairde bir kendilik yaratan söz konusu ettiğim sayrılı abuklamayı görürüz:

Balonlarla kaplı bir varil yerdeyiz. Yalnız varil, sekiz yaşında ve
arkadaşları tarafından pek sevilmiyor. Arka planda bir jeep görü-
yoruz. Elinde çaya çizi batırıp yiyen bir silah var.

8000 g şairin kendine has ifadelerini çeşitlendirdiği bir şiirdir:

sevgili m,
bütün güzel şarkıların kısa olmasından anlayabilirsin
gerizekalı değilsin
TIP BAYRAMIN KUTLU OLSUN.

annemler beni okuldan almayı unuttuğu gün adlı şiirde, fundamental disco, trafo simyan, yaprak döküntülerinde fungal suksesyon -daha çok son kısım- şiirlerinde soluduğumuz türden bir hava vardır. Göreçki şiirindeki sayrılı abuklamanın incelikli bir örneğini görürüz. Mizah ve abuklamayla kendini gösteren çocukçalık, şaire has düşünüş ve tavra bir berklik yükler. Şairin büyük figürünün karşısına oturttuğu çocukçalığı da çeşitlendirdiği ve gündelikte kendine yer bulan ifadeleri yine gördüğümüz bir şiirdir:

arlanmaz bir uslanmaz olmama ramak kalıyor. herkes, ama istisnasız herkes siyah kumaştan yapılmış önlükler giyiyorlar. ankaradan araya adamlar giriyor, bişiyler… her kuşu çizdik bir leylek kalmış. fakat yeteneksizim. müfredata göre. yani mifredata bakılırsa ben gerçek bir gerizekalıyım. babam konuyu ona açmaya karar verdim ve o ise o kadar da gerizekalı konusunda, olmadığımın yani, o düşünüyor.

Göreçki şiirindeki gramatik bozuklukların sağladığı anlam kaymaları, bir kendilik yaratarak söz konusu edilen durumun berkleşmesini sağlar. Şair eleştirel-politik yaklaşımını, gündelikte kendine yer bulan ifadeleri, çocukçalığı, burukluğu bir nevi bu bozukluklarla pekiştirir. Bir komşu oturmasında, misafirlikte dile getirilenlerin şair tarafından şiire taşındığı da söylenebilir. Burada Octavio Paz’a kulak verebiliriz:

Şiir, bir şair ile bir toplumun dilinden, ritimlerinden, inançlarından ve saplantılarından yola çıkılarak biçim verilmiş bir nesnedir.
raporlar mihenk şiirini, yukarıda sıraladığım birkaç şiirdeki aynı havayı soluduğumuzdan geçiyorum. (Octavio Paz, Çamurdan Doğanlar, Can Yayınları 1996, s. 7.)

kuveys valla şaire has ifadeleri görsek de diğer şiirlere nazaran zayıf bir şiir:

zaman çok tatlısın bebeği kimin alnı değer kaybetmez karşında
katıksız çillerin gpgri kulaklarınla geç duvarlardan gel, anlat bakalım

ve

piyano tuşları mesela eski okey taşlarından imal edilir
(taş çalmak buradan gelir) işte bu yüzden kimse
tırnaklarını yememelidir; resmen içinde kalır düdüğün nohut

nasıl en basit şiir yazmanın 99 basit formülü, bir önceki şiirde izah ettiğim havadadır:

Arılar kovanlarına tabii yabancı arı girmeye yani çalıştığında elbet
Adamın kanadını yerler kanadını bile, sırf izlemek
için yerdeki misafirin dansını
-çünk biyolojide bu duruma iki taraflı stabilite adı verilemez ü-

Bir diyalogşiir sayabileceğimiz bütün dünyadaki donmuş kelimeler için kreşendo, gündelikteki havadan sudan muhabbeti söz konusu ettiğim öğelerle açığa vurur. Şair, kendi şiirine dair göndermeler kurar:

– Hatırladığın herhangi bir şey var mı?
– Hatırladığım herhangi bir şey… Ne hakkında?
– Öyle, genel. Özel bir şey olmasına gerek yok.
– Filler olurdu. Gri. Duruyorlar mı?
– Özel bir şey olmasına gerek yoktu.

Göreçki şiirinde dizeler, bir jonglörün elinde taklalar atar, kendisine doğru sallanan bir kadını havada belinden kavrayan bir trapezi de bu şiirlerde görürüz. Şiirlerde bir kendilik yaratan öğeler bu biçimde tasvir edilebilir. çetesi çökertildi aksayan akışıyla bu anlamda okunabilir.

Yinelersem, deneysellik bu şiirlerde mizah ve abuklama ile kendini açığa vurur. Şair, gramerin üzerine giderek onun katılığını gevşetir, grameri bir silah gibi söküp takar. Anlam kaymalarıyla gramatik bir heyelan yaratır ve böylece şiirlerdeki biçim ve biçem kendini çoklulaştırır. bütün dünyadaki donmuş kelimeler için kreşendo, annemler beni okuldan almayı unuttuğu gün, sıfır iki yüz on iki, fundamental disco, sayfa numarası sağ tarafta roma rakamı ile yazılacak, trafo simyan ve benzeri şiirler bu anlamda okunabilecek şiirlerdir.

Balkona bir büyü yerleştirdim ççiçekleri de ortasından katladım
Yalanı en çokorasından söyledim, oh bana
[…]

Beni anla ve banabir vermdon eczacanım
Bastığım asfalt bile birbirimizi tanıyorlar artık, olmuyor
Günler günleri ezip geçiyor traktör, bamsuyu vadisinde yeni kargalar
[…]

Ben işten dönerken kaplan eti, aslan geyik eti getiriyorum artık
Sabah ne çizdiysem onu getiriyorum duvarlara dünyada daha hiç deniz yok

Yukarıdaki dizeler ben karışmam gavur buna not my business diyor adlı şiirden. Bir sonraki şiir olan kitapla buluşmanın en ko. şairin yarattığı kendiliğin en açık biçimde görüldüğü kitabın önemli şiirlerinden biri:

Ellerini uğraşma çirkinletemezdim, evet, bazen insan doğayı karşısına almalı. Yunus balıklarına para yedirmeli. At binilmelidir.
[…]

Burası dünyanın merkezi, tamburası. Orada saçlarını herkesin tarar rüzgâr, burada; güzel bir laf etmem gerekse hep seni ben düşünürdüm.

bir lepistes üretim ünitesindeki balıklarda pseudomonas fluores ile birlikte görülen flacobakteriosis olgusu adlı şiirden, yazının başından beri söz konusu ettiğim öğelerin örneği dizeleri buraya alıyorum:

Mağazadaki görevliye derdinin anlatmakta zorlanacaksın. Otobüsün şoförüne de bindiğin. Manyak gibi elektrikli süpürgeyi çalıştırmak gelecek içinden. Anlayacaksın.
[…]

Viyan’a gidenler olarak gitmeyenler ayrılacağız
İkiye ve gözbebeklerin
karma çilek ağaçlarının
biraz daha parlayacak
uyumuş olabileceğin kişiler adlı şiirden:
ruğumuzu yıkadık ya şimdi yağmuru yağar nasılsın
yle koş ako şane reye kız nasılsın
doğum sonrası kilolarını verdin mi nasılsın
ufaklığı benim için ö

Sayrılı abuklamaya bir örnek de iris ayracı şiirinden:

pilot adam çuvaldan yere dökülür. yerler leş gibi. ona türk misafirseverliğini göstermek adına sürekli ikramda bulunuyoruz. durun, der. o da türk’tür. allahım biz ne yaptık bakışıyla ismet’le birbirimize bakışırız.

Göreçki cümlenin yapısı, öğeleri; sözcükler ve ekleri üzerinde belirgin bir deformasyon ve anlam kayması kurar. Şairin dille olan bağı, onun göründüğü kadar ciddiye alınmaması üzerinedir, bir kurallar sistemi olan dili katılığından kurtarır. Tespit edilmiş, istisnalar hariç değişmez olarak kabul görmüş bu kuralları devre dışı bırakarak gramatik öğretiyi hazır ol’dan rahat’a geçirir. Sentaks, semantik ve morfoloji, ateş aldığında namlusundan dışarıya üzerinde bang yazan bir flamanın fırladığı bir tabancaya dönüşür.

onun dekarında dört kişilik çayırlar ve evet dört kişilik çayırlar, abese, yürürün with lyrics, peripeti, trene gidiş şiirleri söz konusu ettiğim öğelerin bir örneklerinin olmasına karşın kitaptaki benzer havayı soluduğumuz şiirlere nazaran belirginleşememiş şiirlerdir.

bazı kelimeler hakkında insan öyle gelir ki dikkatli olsaydı dünya, gezegen olarak, farklı şeklinde kalırdı. yerde kalırdı. biz ise insanlar koşup onun boynunu ilk kokladık, gözlerini yumruk, yanaklarını rendeler de.

ve

bir gün beni yanlışlıkla severken şöyle demişti: heykeli yapılacak adamsın. ama ayakta değil, uyurken.

Yukarıdaki alıntılar sırasıyla ad evdir ve futbolundan çok disiplinsiz davranışlarıyla gündeme gelen Göreçki adlı şiirlerden.

çelenk gönderilmesi aksayan akışıyla yine mahalli bir abuklamayı örnekleyen şiir:

Alkol bütün kötülüklerin anasını içerdik elimizden çıkmayan
Onun en sevdiğim yeri doğum yeriydi, ikincisi ölüm dördüncüsü oldu
Üçüncüsü oldu milletçe pazara gittik ve tam beş kilogram kendinden sıkılmak aldık
Kendinden sakınmak oldu çiviler aldık (Bizim bir arkadaşta astigmat çıktı)
Yeni yeni başlayanlar için arapça öğrettik ağaçlara, dile dil söyledik
Küçüğe de gazoz

hiç ve patronun şiiri şairde bir kendilik yaratan öğelerin örneklendiği ve kendini belirginleştirememiş şiirlerden.

Kitabın en önemli şiirlerinden biri olan son şiir yeni başlayanlar için dakuşlar kitaba dair üzerinde durduğum meseleleri bir kez daha somutlar ve kitaptaki allah kahretsin. ifadesi şairin şiirindeki belirgin öğelerin her birini ayrı ayrı vurgular. Göreçki’nin ilk kitabındaki ilk şiirden itibaren yarattığı kendilik ikinci kitabında daha da belirginleşir

II. Bu Kitabın Sahibinin

birlik

Yazının bu bölümünde şairin Natama Yayıncılık tarafından 2016’da yayımlanan birlikte takılan harika insanlar adlı ikinci kitabını, ilk kitap için yazdığım yazıda bu kitaba dair verdiğim referanslar üzerinden de ele alarak inceleyeceğim. İlkin kitabın girişindeki bu kitabın sahibinin adı soyadı kutucuğunun ve ithafın, Göreçki şiirinin çocukçalığa çalmasını yine somutladığı ve sonra kitabın ilk ve en önemli şiirlerinden biri olan Vuk’un, asdasd’nin giriş şiiri olan açıyor’la benzer bir çağrıyı yüklendiği söylenebilir. Bu kitap ilk kitaptaki kendiliğin geliştiği ve çoklulaştığı kitaptır:

Her şeyin bir adı olduğunu da
Kağıtların da bayatladığını da
Bomboş bir adada
Etlerden ve atlardan öğrendim
Peki adım olduğunu da, bir gün
Seslenilmeme ramak kalan

[…]

Öğrendim
Adın gözlerini her kırptığında
Çiçeklerin birbirine sarılması demektir
Benimkiler öyle olmaz ben köpeğim

[…]

Sri Lanka desene bi.

[…]

Senden duyduğum fiillerin hepsini ezberledim. En sevdiğim bakmak oldu. Birbirimizi bakıyor ve salak salak durduk.

[…]

O, onu sevdiğimi bilmiyordur sürekli
Anlamsız anlamsız kitaplar okuyor,
Türklerin kahvelerinden içiyordur.

Kitap, belirtildiği gibi bir etkinlik kitabı olarak düşünülebilir ve bu etkinlikler şairin yarattığı kendiliğe bağlanabilir. Göreçki bu etkinliklerde eleştirel yaklaşımını da ortaya koyuyor bir yandan. İlk kitabındaki mahallilikle şiire kattığı okuru, burada etkinliklerle doğrudan şiirin yapımına ve yapım sürecine dâhil ediyor bir nevi. Etkinlik I bu anlamda okuduğumuz bir şiir ve adını şiire uygun olan bir addan koymamızı istiyor şair. Ve söz konusu ettiğim çocukçalığın diğer öğelerle birlikte ince örneklerini görüyoruz:

G oldu mu polis hep ama hep GBT’me bakması geliyor, geriliyorum
En az 10 yıl sanki
Tuval boyama cezasına çarptırılacakmışım da
Üşenip bırakmışlar diye düşünüyorum
Beni, yani kendimi, sarp kayalıklardan

[…]

Tıp dükkanlarında kan tahlilleri yaptırarak
İnsanların kötü kokularından nasıl korunabileceğimi
Çok fakat aşırı konuşmalarından

Yer yer aksaklığına karşın mahalli bir abuklama burada da görülür, bunu şiirin bilhassa son bölümüne bakarak çıkarabiliriz. AVM, şairin kendine has ifadeleri örneklediği gibi kitaptaki diğer şiirlere nazaran belirginleşememiş bir şiir:

gece biberler topraktan mineraller alırlar, bu mineraller biber
bitkisinin içinden yukarıya ilerlerler, ler bu ilerlemeler sekiz saat
kadar sürer, bu sürme korkunç acılıdır ve bu korkunç acının
adını ilk insanlar, bu ilk insanlar koyduğunda, koyduğunda
ellerini bitkilerin üzerine, üzerlerine örttükleri örtülerin
ötesinde bizim göremeyeceğimiz ve asla şeyler olur

Kuş ve Dua şiiri de bu çocukçalığın örneklendiği ve ince bir abuklamayla kendini açığa vurduğu bir şiir:

Bunu herkes inanmaz, ama fil hayvandır.
En çok kulağı yanan, narları bir apartımandan
Tertemiz duvarlara atan kadın keşke inanmaz
Bizim ağrıdığında kafalarımız var
Bir daha hiç olmayacak, var
Yürüme ilk ne zaman bulundu, vardır

Yunus il ahmetib kitaptaki önemli şiirlerden biri, şairin ilk kitabından bildiğimiz sözcük oyunları ve anlam kaymalarına rastladığımız, bu öğelerin ilk dizelerden itibaren şiiri belirgin kıldığı bir şiir:

Topraktan gelmiş olduğumuzdan dolayı
Biner biner gittiğimiz sahiller bugün
Kapılmıştır.

Bu el ele, gönül gönüle olmuştur evde
Kedi beslemek ikinci bir emre kadar yasallanmıştır.

Büyük dayım rahmetli Alaaddin dayımın sigarası milli sigaramızdır ve
Kanser ölmek yasaklanmıştır.

Ben buraların tabancasıyım da şaire has ifadelerin, anlam kaymalarının, eleştirel yaklaşımın örneklendiği önemli bir şiir:

Çünkü toydur yetmişinde
Olamaz hiçkimse aslında ölümün
İdeal bir yaşı yoktur.
Tabut çeşitlerimiz bulunur.

Burada, bizleri kuralların koyduğu
Bol bol sigara ve hayal tüketilen
Matematiğe artık inanılmış
Köpeklerin sayısız koştuğu, kokladığı at burunlarının
Paketlenerek raflara dizilmiş baharı (bahar bir çiçek mi adıydı)

[…]

Ve bir anda hepimiz
Direnmeyi korkunç uykusuzluklarla öğrendik
Hatır için maymundan gelmeyi aynaya
Haftanın kalan günlerini
Ütüyü
Bütün sözlükleri tek tek tarasak da
Vuramayınca o doğru kelimeyi

Göreçki şiirindeki sözcük oyunları yalnızca deforme/türetme üzerine değildir, dilde yer edinmiş yapıları, ifadeleri bozarak ilişkilendiği anlam kaymasıyla algıyı şaşalatır (ateş püskürdü, s. 28, şimdi yere gök).

Aylardan mars ve Nissan farkını seçenlere Otomatik vites farkı yok
Etkinlik II: Günlüğümüzün kalan kısımlarını olay akışına dikkat ederek birlikte tamamlayalım.

Bu şiirdeki etkinlik de okuru şiirin kendisine müdahil (karışan) kılma üzerinedir, şair algısını şaşalattığı okuru sofraya buyur eder. Şiir, Göreçki çocukçalığının incelikli bir örneğini verir ve mahalli havayı yine soluruz:

Burcu ablamlar beşe geçti. En kolayı. Dördün tekrarı. Dört çok zor. Biz ………. ile dörde gidiyoruz. Seneye beş olacağız. Yani inşallah. Beş çok kolay. Altıların beşi bile kolay dedem de bilir altı kere beş otuz beş kere yedi otuz beş beş kere sekiz kırk beş kere dokuz kırk beş beş kere on elli. Dokuzlar en zor. Hayat dokuzlar.

Ateş Püskürdü şiirinde de Göreçki sözcük ve sözcük öbekleriyle, gündelikteki ifadelerle oynar ve ilk kitabına taşıdığı bayağı sayılabilecek söylemler burada da görülür:

Fakat mavi öyle değildir, o daha çok teyzeme benzer. Yani anasına
çekmiştir işin doğrusu
Sivri bulutlardan gazete ya da dergiler yapar
Eli hiç kokmaz
Endişesi yoktur onu kıskanırım.
O ise bana 4 der, moralim geçer.

[…]

Babam aramış mı aramamış mı düşünmeden
Babamı ararım.
Babam telefonu 9 olarak açar, daima
Konuşmaya bir masal uydurarak başlar
Ben babama annemin artık olmadığını hatırlatmakla yükümlenirim

[…]

Aklım hep ondadır. Nerede, su içti mi, yemek yedi mi
Orda da kavis var mıdır
Ne bileyim atıyorum bal

Uyurum bunları bilmemenin üzüntüsüyle
Kendime başarılı düşmanlar düşünürüm

[…]

Şimdi yere gök.

İlk kitap için sözünü ettiğim gündelikte bayağı bulunan ifadeleri şiire taşır, bu kitabında da iyi, gelişmiş örneklerini verir ve şiirlerdeki burukluk şaire has ifadelerle kendini açığa vurmaya devam eder: Issız bir krem açtım.

Ekşiliğini ekşiliğine borçlu olan erik cüzdana
Bu anılar bu nostalji bu boktan şeyleri çöpe
Bu hepsi yuvarlağa yakın gözlerinden insanların

[…]

Gökyüzü neden mavi ve atlar neden kırmızı saçlı peruklar giyiyorlar?
Bu camsilin içindeki camsil mi?

[…]

Astronotların yaşadıkları kıyafette yaşadıklarına bakıyoruz

Yukarıdaki dizeler Nasıl Yahudi olunmaz adlı şiirden. Şaire has ifadelere rastlasak da kendini belirginleştirememiş bir şiir denebilir. Bir sonraki şiir olan Birileri Yeşil Otların Üzerinde Güreşiyorlar da bu anlamda öne atılabilecek bir şiir:

Bir kere bile bana ama gömleğimi ütülediğin için
Şaşırmıştım, buna gerek olmamak hakkında konuşarak
Ağzının yanındaki adsız çizgiye isimler bile düşürmüştüm

[…]

Her Allahın her günü biz arkadaşlarla atomları
Diğer yandan uçurmamayı dikkat ederek, stres
Bir yandan ağaçların sana yönelik çiçek vermeyi reddetmesi?

Etkinlik III bir bütün, bir şekil oluşturma etkinliğine eleştirel-politik yaklaşımı örneklediği bir ritmik sayma etkinliğidir. Yönergedeki ortaya çıkan resmin içinde yaşamaya çalışalım ifadesi Dogville filmini hatırlatıyor. Shakiranın Düştüğünü Düşün şaire has ifadelere rastladığımız, bazı yarattığı kendiliğin iyi örneklerini görsek de diğer şiirler nazaran zayıf bir şiir. Bu şiirde şairin tutmayan klişelerini de görürüz.

elleri kes elleri dudaklarına bir sigara sar

[…]

dünya ne kadar hayat

[…]

seni ne kadar özlediğimi fil
neden sürekli sıkılmak. sıkılmak. sıkılmak. sıkılmak halindeyiz?

[…]

tarım ilacı içme.
tarım mısın sen?

[…]

sen malı allahtan almaya var mısın söyle?
sen malı üstün japon yapıştırıcılarıyla

[…]

elleri kes bana kargola

gibi dizelere rastladığımız kadar

kaşarlı domates çorbaları, bölgenin bütün basketbolları
ya, ya da ilk ya son okulda öğrenmiştik

[…]

rakılara su katarakt ayaklarımı üşütüyorum da ondan

[…]

katliam ve bu benzeri şeyler icat edildiğinde
tepkimeye girecek
deniz anaları yavrularından umudu kesecek
hiçbir şer eskisi gibi olmayacak

gibi dizelere de rastlarız. Göreçki şiirinde görülen gözlem yetisi ve getirdikleri bazen şiiri bir yere götürmüyor denebilir.

Şu bebeklerin analarına bağlandığı organın adı neydi. Onla.
Henüz ısırılmamış bir diş kadar, sahici, yalın ayak
Kırmızı, tuhaf, lacivert renklere küsük
Florasanların komik geldiği, zabıtaların, muhtar heyetinin
Güvenlik üçlerinin de tatlı yanları var. Taptatlı.

[…]

Arkadaş kelimesini iyi belle. Dost ile farkını. İşine yarayacak.
El sıkışma tekniklerini. Tokalaşmayı. Tokalaşmanın kendisini.
Kadınların sırtlarını da.

Şu bebeklerin analarına bağlandığı organın adı neydi. Onla.
O bir organ mıydı? Onla.

Yukarıdaki alıntılar Türkiye’de Yaşanan Çok Zor Günler şiirinden. Şairin eleştirel-politik yaklaşımını çeşitlendirdiği bir şiir bu. Söz konusu ettiğim mahalli tavır bu şiirde de kendini ortaya koyar: Çöpe mi atılıyordu bir yerlere mi gömülüyordu? Onla. Dünya tarihinden mi ne, Allah’ın yaptığı. Onla şu bebeklerin analarına bağlandığı organ.

Belli belirsiz işlenen inceden yas havası bu ifadelerde duyulur, coğrafi bir yazıklanmaya işaret eder. Bir kez daha somutlanan şey, şairin duyumsadıklarını, gözlemlediklerini şiire taşırken mizah/ ironi öğesinden yararlanmasıdır. Paraguay Acil birçok açıdan kitabın en iyi şiirlerinden biri olduğu için geçiyorum:

Oje sürüyorsun. Bir bankada memursun çünkü.
Memurlar tırnaklarına oje sürüyorlar.
Sen de sürüyorsun. Bunu, tırnaklarına uyguluyorsun.
Onu. Ojeyi.

Peygamber Junior ilkin adıyla şaire has bir işlerliği duyurur ve bir junior olmanın ne anlama geldiği üzerinden yalvaçlık sözü alır:

6.
Ağaca, güneşe, yerlere yalınayak basmaya inanıyorum.
Saate inanmıyorum.
Daireye ve çembere inanırım.
Elmadır meyvelerden en çok inandığım.

[…]

Adım dedemle aynıdır, genç olan benimdir
Dedem akşam üstleri piyano yapar
Ben akşam üzerleri kahve taşırım ona
Bu da bir fark

Peygamberlik vasfının parodisi sayılabileceğimiz bu şiirde kelâm sahibi junior olağan didaktik söylemi gevşetir ve anlamı kaymış bir rica-emirle bir kenara çekilir: Keşke öyle yapmayınız.

Etkinlik IV Bir ucundan bir ucuna girişi olup çıkışı olmayan bir labirentin tıkıldığı Türkiye haritasında yol bulma etkinliği. Yol, bulunmamaktadır.

Rüzgara karşı işemek kitaptaki zayıf şiirlerden biri. Bu şiirde şairin yarattığı kendiliğe neredeyse hiç rastlanılmaz. Sonraki şiir olan Kanonun Gözü de bir istisna dışında aynı havadadır:

Marul ne?
Yeşil, sağlıklı bir bitki mi?
Lezzetli mi?
Lezzet ne?

Ben Kaçım? şiiri de kitaptaki zayıf, kendini belirginleştirememiş şiirlerden. Kitaba adını veren Birlikte takılan harika insanlar şiiri, şairin gözlem yetisi dışında pek bir şeye rastlamadığımız şiir:

Tuz dökünce leke tutmamayı beceren kumaş
Aynı pota, tereyağı, aya ilk kez çıkan ayakkap
Bebeklerin kustuklarında olan şaşırmaları
Kişiler birbirlerini hayattan engellediklerinde
Facebook’ta çıkan baş parmağı sarılı el var ya

Sonraki şiirler olan 8 Kolay Adım ve Pes 2016 şairin birbirinden ayrı; fakat bir yanıyla Peygamber Junior, Paraguay Acil, Yunus il ahmetib gibi kitabın önemli şiirlerinde belirginleşen kendilikle ilişik çeşitlemeleri örneklemesiyle kitabın önemli şiirlerinden ikisi, 8 Kolay Adım şaire has deyişin yalın bir örneğidir.

Gül takınca kulaına aynı güle benzeen kızlar

[…]

Artık başka bir yordam gideceiz, mereva bu uzatıım elim
Bir uçurumu kapatmaya olan

[…]

Artık nasıl olduysa yerde bulduun pizza krakeri kafana dikebilirsin
Utanmadan bir türkü dinleyebilirsin
O kıza sarılabilirsin nedensiz
Hayatlarını sehpaya uzatabilirsin

Yukarıdaki dizeler Pes 2016 şiirinden. İlk kitaptan itibaren alıntıladığım dizelere bakıldığında, şairin şiiri üzerine söz konusu ettiğim meselelerin pekiştiği görülür. Yinelersem, Göreçki yarattığı kendiliği çoklulaştırarak kurar bu şiirleri. Gündelikte yer bulan ifadeler, tavırlar çeşitlenmeye devam eder. Lutfen kilicim geri veriniz bu anlamda öne atılabilecek şiirlerden. Gündeliğin bir parçası hâline gelen bir mesaj kutucuğunda, o dile mensup bir şiir:

Erken uyanlarda tehlikeli tansiyon ilk etkisi
Perakende satislarda da galiba oluyor
Adam mal mal trafiklere bakıyor, salak
yaa

[…]

Ama sen geri zekali olduğundan hani
Salataya limon sikmiyorsun

[…]

Ben eminsizim, tebesirle anket yaparken
men edildim
Praha’nin orta yerinde aksama dogru
Buyuk capli bir patlama olur gibi duydum

Şiirin o dile mensup olması Göreçki’deki kendiliği ya da işleyişi geriye itmez. Tiran Beta “herkes hoşuna gideni gideni gideni yapar yapar yapar” Frédéric Pajak alıntısıyla açılıyor, böylece bir nevi şairin şiirini biçimlendirişine dair bir şeyi hem yeniden fark ediyor hem pekiştiriyoruz. Şiirde bir kendilik çeşitlemesi gördüğümüz için kitaptaki en iyi şiirlerden biri: Anlam kaymaları, kesik ifadeler, abuklama, gündelik… Eleştirel-politik yaklaşım da burada çeşitleniyor:

Maskeli tam, maymuna benzediği de tam
Koca ülke yapmışsın bir sike benzemiyor

[…]

Tuzlukta siren sesleri
Vapurda sangria
Günler akıp gemi iken
Birilerini vurdular, tabanca ila

[…]

Bırak otlaklar bari kalsın
Pazarcı kişi böyle bağırıyor
Bırak otlaklar bari kalsın
Böyle bağırıyor aynı

[…]

Fakat yumuşak hamur kağıtları
Kağıt hamurları demeliydim
İşte bunlar neye yarıyor
Deminkiler

[…]

İnsan sürekli sigara yakmaktadır
Öğretmen gelerek yazık değil mi sorar

[…]

İkiye ayrılmış aslanı tekrar gömüyoruz
Bu sefer biraz daha fazla toprakla
Toprak; kahve rengi olacak
Bunu en başta anlaştığımız çünkü

Yaptığım alıntılara dikkat edilirse ilk kitap için sözünü ettiğim meseleler ve bu kitaptaki çeşitlemelere dair yazdıklarım bir kez daha somutlanıyor. Ayrıca kitaptaki Kuş ve Dua, Yunus il ahmetib, Ben buraların tabancasıyım, Ateş Püskürdü, Birileri Yeşil Otların Üzerinde Güreşiyorlar, Paraguay Acil şiirlerine bakıldığında mesele daha iyi anlaşılacaktır. Bilgiç çocuk duyduklarını bazen uydurarak yer yer ağzından kaçırır gibi veya foyası meydana çıkmış biri gibi ortaya döker, karşısındakinin foyasını da.

Vaat edilmişsizim ben bomboşum kendim
Camlardaki aynalara tapmadığım kadar
Yetkililere kendimi anlatmamaktan için
Uykum neden hep söz konusu olmak çünkü
Bunlara binip iniyorum sigara içemediğim hattan

[…]

Bence eve varmak bu kadar zor olmamalı
İmkanı olanlar olmayanlara yardım etmeli
Ne zaman bir yerden biri geçerse o ötekine selam verebilir
Merhaba da diyebilsin

Göreçki’nin şiirde kurduğu oyun alanı aynı zamanda bir oyun çağrısıdır da. Yukarıdaki dizeler kitabın bir başka önemli şiiri Deva Hutbesi’nden. Şair, okurun zihninde, algısında yarattığı şaşalatmayla onu yine şiire dâhil eder. Etkinlik V belirtildiği gibi bir kana boyama etkinliğidir, zaten kana boyalı bir dünyayı (dünya şemasını) bir daha kana boyayarak etkinliği tamamlarız.

Tamam mı oldu mu, Nalını çelerten kanat, Patron köpek, Üzgünüm Leyl Case Study şiirleri, şairin kendine has ifadelerine rastlasak da kitaptaki belirginleşememiş şiirlerden denebilir. Düşman Arkadaşlar etkinliğini geçiyorum. Son şiir Hiçbir şey istediğimiz gibi olmamak, birden kırk ikiye kadar dize dize numaralandırılmış, yine şairin kendiliğini çeşitlendirdiği önemli bir şiir:

  1. Beni bağış yap
    38. Seni kaçıncı dünya savaşını sonlandıran
    39. Beni her gece gördüğüm kabuslardan
    40. Seni biraz sorumlu tutarak
    41. Bunu dudaklarından yap
    42. Ve yap yani.

Göreçki’nin yarattığı kendilik, ikinci kitapta çeşitlendiği gibi tekrara da düşüyor. Şiirde varacağı bir sonraki kıpıda bunun şiirini tekdüzeleştirme ihtimali de var. Şiirinde açtığı yollardaki çeşitliliğin üzerine düştüğü kadar tekrarların, bu tekrarlardan doğacak tekdüzeliğin de üzerine düşmesi, düşünmesi gerek. Kendine has biçim ve biçem arayışlarına dayanarak yeni denemeler şiirinin yolunu açacağı gibi bu havada kurduğu şiirleri benzer bir biçimde sürdürmesinin ucu tekdüzeliğe varacaktır.

Natama 18-19

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s